Elia Kazan
Elia Kazan, tiyatro oyunculuğundan geliştirdiği performans anlayışını sinemaya taşıyan, toplumsal çatışmalar ile karakterlerin psikolojik gerilimlerini birleştiren 20. yüzyıl Amerikan tiyatro ve sinemasının en etkili yönetmenlerinden biridir. İstanbul’da Kapadokyalı Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kazan, çocukken ailesiyle ABD’ye göç etti. Williams College ve Yale School of Drama’daki eğitiminin ardından 1930’larda politik ve deneysel tiyatronun önemli topluluklarından Group Theatre’a katıldı. Burada Lee Strasberg, Harold Clurman ve Stella Adler gibi isimlerle çalışması, Konstantin Stanislavski’nin oyunculuk yaklaşımıyla kurduğu ilişkinin temelini oluşturdu. 1947’de Cheryl Crawford ve Robert Lewis ile Actors Studio’yu kuran Kazan, daha sonra Tennessee Williams ve Arthur Miller gibi oyun yazarlarının önemli eserlerini Broadway’de sahneledi ve Amerikan tiyatrosundaki psikolojik gerçekçi oyunculuk anlayışının sinemaya taşınmasında belirleyici rol oynadı.
Yönetmenin sinema dili; yoğun oyuncu performansları, psikolojik çatışmalar, toplumsal çevrenin karakter üzerindeki baskısı ve gerçekçi mekân kullanımıyla tanınır. Kazan için dramatik gerilim çoğunlukla bireyin arzuları ile aile, sınıf, topluluk veya kurumların beklentileri arasındaki çatışmadan doğar. A Streetcar Named Desireda Tennessee Williams’ın oyunundaki cinsellik, sınıf ve güç ilişkilerini Marlon Brando ile Vivien Leigh’nin karşı karşıya gelen oyunculuk biçimleri üzerinden sinemaya taşırken, On the Waterfrontta liman işçileri arasındaki yolsuzluk ve suskunluk düzenini Terry Malloy’un ahlaki seçimi üzerinden ele alır. Brando, James Dean ve Montgomery Clift gibi dönemin yeni oyunculuk anlayışıyla ilişkilendirilen isimlerle yaptığı çalışmalar, Hollywood’da daha fiziksel, içe dönük ve psikolojik performansların yaygınlaşmasında önemli rol oynadı.
A Streetcar Named Desire, Viva Zapata!, On the Waterfront, East of Eden, Baby Doll, A Face in the Crowd ve America America, yönetmenin sinema anlayışının farklı dönemlerini en güçlü biçimde ortaya koyan filmler arasında yer alır. John Steinbeck’in romanından uyarladığı East of Edenda baba-oğul çatışmasını ve kabul edilme arzusunu James Dean’in performansı etrafında kurarken, A Face in the Crowdda televizyonun sıradan bir kişiyi kitlesel politik güce dönüştürebilme kapasitesini ele aldı. Kendi ailesinin Anadolu’dan Amerika’ya göç hikâyesinden hareketle gerçekleştirdiği America America ise göç, yoksulluk ve Amerikan rüyasını kişisel tarih üzerinden işledi. Kazan’ın kariyeri aynı zamanda 1952’de Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC) önünde eski Komünist Parti üyelerinin isimlerini vermesi nedeniyle Amerikan kültür tarihinin en tartışmalı yönetmenlik kariyerlerinden biri olarak kaldı.
Ödüller ve Adaylıklar (16)
- Akademi Ödülleri
- En İyi Yönetmen – Gentleman’s Agreement (1948)
- En İyi Yönetmen – On the Waterfront (1955)
- En İyi Yönetmen Adaylığı – A Streetcar Named Desire (1952)
- En İyi Yönetmen Adaylığı – East of Eden (1956)
- En İyi Yönetmen Adaylığı – America America (1964)
- Onursal Akademi Ödülü – Yaşam Boyu Başarı (1999)
- Cannes Film Festivali
- En İyi Dramatik Film – East of Eden (1955)
- Golden Globe Ödülleri
- En İyi Yönetmen – Gentleman’s Agreement (1948)
- En İyi Yönetmen – On the Waterfront (1955)
- En İyi Yönetmen – Baby Doll (1957)
- En İyi Yönetmen – America America (1964)
- Venedik Film Festivali
- On the Waterfront – Gümüş Aslan (1954)
Atölyelerimi Keşfet
Film okuma atölyelerim ve kayıtlarım hakkında daha fazla bilgi almak ister misin?
