Brian De Palma, Alfred Hitchcock’un gerilim sinemasından devraldığı görsel ve anlatısal araçları gözetleme, şiddet, cinsellik ve görüntünün güvenilirliği üzerine modern bir sinema dili içinde yeniden kuran Yeni Hollywood’un önemli yönetmenlerinden biridir. Columbia Üniversitesi’nde fizik eğitimi aldıktan sonra Sarah Lawrence College’da sinemaya yönelen De Palma, 1960’larda düşük bütçeli bağımsız filmler ve politik hicivler çekmeye başladı. Robert De Niro ile gerçekleştirdiği Greetings ve Hi, Mom! gibi filmlerde Vietnam Savaşı, karşı kültür ve medyayı ele aldı. Sisters ile Hitchcock etkisinin belirginleştiği psikolojik gerilimlere yönelirken Carrienin büyük ticari başarısı onu Hollywood’un önemli yönetmenlerinden biri hâline getirdi. 1970’lerde gelişen yönetmen merkezli Amerikan sineması içinde Martin Scorsese, Francis Ford Coppola, Steven Spielberg ve George Lucas gibi isimlerle aynı kuşağın parçası oldu.
Yönetmenin sinema dili; bölünmüş ekran, uzun takip planları, öznel kamera, ağır çekim, bölünmüş odaklı görüntüler ve olayları farklı bakış açılarından yeniden gösteren anlatı yapılarıyla tanınır. De Palma için görmek hiçbir zaman gerçeğe doğrudan ulaşmak anlamına gelmez; kameralar, fotoğraflar, ses kayıtları, aynalar ve ekranlar karakterlerin gördükleri şeyin doğruluğunu sürekli tartışmalı hâle getirir. Blow Outta bir ses teknisyeninin tesadüfen kaydettiği politik cinayeti ses ve görüntü parçalarından yeniden kurmasını anlatırken, Dressed to Kill ve Body Doubleda bakma, gözetleme ve cinsel arzuyu gerilim anlatısının merkezine yerleştirir. Hitchcock’un Vertigo, Rear Window ve Psycho gibi filmleriyle açık bir diyalog kurmasına rağmen bu motifleri 1970’ler ve 1980’lerin medya, teknoloji ve şiddet kültürü içinde yeniden biçimlendirir.
Sisters, Carrie, Phantom of the Paradise, Dressed to Kill, Blow Out, Scarface ve The Untouchables, yönetmenin sinema anlayışının farklı dönemlerini en güçlü biçimde ortaya koyan filmler arasında yer alır. Scarface ile Howard Hawks’ın 1932 tarihli gangster filmini 1980’lerin Miami’sine taşıyarak göç, uyuşturucu ekonomisi ve sınırsız yükselme arzusunu aşırı şiddet ve tüketim üzerinden yeniden yorumladı. The Untouchablesda klasik gangster filminin görsel gösterişine yönelirken Carlito’s Wayde suç dünyasını kader ve kaçış imkânsızlığı üzerinden daha melankolik bir anlatıya dönüştürdü. Mission: Impossible ile büyük bütçeli casusluk sinemasına geçen De Palma, farklı üretim ölçeklerinde çalışmasına rağmen bakış, gözetleme ve sinemasal görüntünün manipülasyonu üzerine geliştirdiği biçimsel yaklaşımı kariyeri boyunca sürdürdü.
Ödüller ve Adaylıklar (12)
- Berlin Film Festivali
- Gümüş Ayı – Greetings (1969)
- Avoriaz Fantastik Film Festivali
- Büyük Ödül – Phantom of the Paradise (1975)
- Saturn Ödülleri
- En İyi Yönetmen Adaylığı – Carrie (1977)
- Venedik Film Festivali
- Gümüş Aslan – En İyi Yönetmen – Redacted (2007)
- Venedik Film Festivali
- Future Film Festival Digital Award – Redacted (2007)
- Deauville Amerikan Film Festivali
- Yaşam Boyu Başarı / Onur Ödülü (2015)
Atölyelerimi Keşfet
Film okuma atölyelerim ve kayıtlarım hakkında daha fazla bilgi almak ister misin?
