1 Mayıs ve Martin Eden

Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü

İşçilerin, Emekçilerin, hakkı yenmişlerin, ezilmişlerin, yaşama hakkı için canlarından olanların, dünyayı sırtında taşıyanların günü…

Bugün, sömürülenlerin, hakkı, hukuku, insanlığı, umut dolu yarınları gözetenlerin günü… 

Bugün, kaç emekçi, patronlarının göstermelik kutlamaları için emek verdi, kaç emekçi tarihten bile habersiz gece gündüz bilmeden çalışmaya devam ediyor?

İşte bu soruyu her yerde haykırmak istiyorum. Sloganların altında ezilen insanların eziyet içinde geçirdikleri saniyeleri, dakikaları değil, ömürleri ödeyebilecek bir para birimi, yasa ya da politik kuram var mı gerçekten?

Tekrar ediyorum. Hayatını çalıştıklarının bile farkına varamayacak kadar yorgun ve kaygılıyken çalışarak yaşamını harcamış ve harcayan milyonların hakkını ödeyebilecek bir para birimi, yasa ya da politik kuram, ideoloji var mı?

Martin Eden’ın sözleri nasıl da bıçak gibi iniyor üstümüze. Nasıl da korkutucu! “O zaman -diye soruyor insan kendi kendine- kime, neye, hangi düşünceye sırtımızı yaslayıp da yürüyebiliriz gerçek bir uygarlığa?”

Tren raylarındaki çakıl taşları gibi milyonlarca tükenmiş can varken bu APTAL MEDENİYETİN ALTINDA biz nasıl güle oynaya bu kadar yüzsüzce kutlamalar yapabiliriz ki? 

Gerçeği görmeden, sokağı, meydanı okumadan, en ücra şantiyede acımasız bir kalfanın emri altında sesini kendi kendisine bile duyuramayacak kadar kaybetmiş bir işçinin acısını hissedemeyen, hissedemeyecek milyonların 1 Mayıs diye bağırması, ne anlama gelir ki? 

Bir insanın ya da toplumun önemli bir parçasının neden bir krala ihtiyaç duyduğunu, ya da duyduğunu zannettiğini kavrayamaz, o insanın duygusuna erişemezsek, bunca çırpınmamız neye yarar? 

Sürekli konuşan ama birbirini anlamayı bırak kendi ağzından çıkanı bile duyamayan yığınlara dönüştük. Dijital çağa, yapay zekaya bu kadar ilkel yakalanması bana öyle geliyor ki insanlığın en büyük utancıdır.

Bugün yapay zeka bile, erdem odaklı yanıtlara adapte edilmişken, erdemli tek bir günü bile geçmiyor dünyanın. Ama erdem pornosuna boğulmuş durumdayız, ne yazık…

Bugün herkes acı yarıştırmanın peşinde… Bir yanda Yahudi soykırımını acıyla anıyoruz, diğer tarafımız Filistin’i ortaya atıp insanlık yarıştırıyor… Sokak köpekleriyle çocuklar yarıştırılıyor. Deney fareleriyle pedofili mağduru çocuklar yarıştırılıyor… Yani her şey bu kadar söz dalaşına hiçbir zaman dönüşememişti. Dünyanın hiçbir döneminde bu kadar yüksek standartlar, bu kadar adaletsiz dağıtılıp, insanlar bu kadar aptal yerine konmamıştı. Güya insan en uygar seviyesine ulaştı, en özgür çağına… 

Birilerini seçip, sanki biz seçmemişiz de gerçekten Tanrı eliyle o koltuğa yerleşmiş gibi davranıyoruz. Yine birilerini seçip, öğrencisiyle sanatçısıyla hapse tıkıyoruz. Evet birinci çoğul şahıs, çünkü yarın bizi bir çağ olarak betimlediklerinde durumu hepimize mal edecekler… Nedenini bana sormayın…

Yazının bu kadar dağınık olmasının sebebi, dünyanın bu kadar dağınık ve çürük olmasıdır. 

Bu sayfada sizi ilk böyle sert bir yazıyla karşılamak istemezdim ama bir taraftan da çok anlamlı geldi.

Her neyse… 1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

Sine Sayko sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin